karamsarlık için yada mutsusluk için değil,yaşamın farkına varmak için tat almak için ölümü hatırla zira ölüm bir son değil başlangıçtır... - Blogcu




karamsarlık için yada mutsusluk için değil,yaşamın farkına varmak için tat almak için ölümü hatırla zira ölüm bir son değil başlangıçtır...

18/1/2009 - sen gittiğinde :(

Kategori: dua
Sevgili!
Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...
Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

Sevgili!
Nasıl iltica edelim sana ;
huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
Ve duyurabilsin mi sesini!?.
Efendim, duyar misin sesimizi?..

Sevgili!
Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde
hilal.
Biz bir bakışının dilencisi,
biz dolunay tutkunları,
biz bayramı gözleyen oruçlar.
Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
Sen imrenme, biz ayıplanma.
Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.
Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,
kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,
düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da.
Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı.
Sen gitmiştin...
Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara;
ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi.
Sen gitmiştin...
Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda.
Hasretinden akıllar yitirildi efendim,
gönüller gölgelere düştü.
Kucak kucağa güneşlerimiz söndü,
dudak dudağa denizlerimiz kurudu
ve sen gitmiştin efendim.
Sen gitmiştin...
Seninle birlikte her şeylerimiz gitti.
Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra;
kanlarımız sahralar doldurdu.
Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi,
kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına...
Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim,
hiç kâr elde edemedik.
Aldandık, hep aldandık.
Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik.
Dillerimiz dilim dilim edildi efendim.
Bize sevmeyi unutturdular ilkin;
sonra sevginin ne olduğunu...
Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık.
Vurgunlar yedik pes pese efendim...
Ve sen gitmiştin.

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın.
Hayırları söyleyip gitmiştin,
biz ser işler olduk.
Uzun uzun emellere kapıldık,
kapılanıp kaldık umutların kapısında.
Yolunda yürümekten üzerimize düşen,
baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim.
Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzandıkça verilen;
böğrümüzde kaldı ellerimiz.
Hanım idik halayık olduk;
bay idik köle edildik.
Sen gitmiştin...
Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler.
Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar,
dönüşlerinin ahengini kırdılar.
Bölük bölük kadınlarımız,
grup grup erlerimiz,
demet demet çocuklarımız,
kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini.
Ve sen gitmiştin efendim...

Sevgili!
Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
prizmada.
Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
aşkın o aynanın cilası idi hani.
Güzelliğin olmasa efendim,
aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
durmuştu efendim...
Ve sen gitmiştin...

Sevgili!
Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
"Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
dostumuz düşman içinde.
Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
Sana muhtacız!..
Sana en fazla muhtacız.
En fazla sana muhtacız.
Uyandır bizi uykumuzdan...
Gel ey sevgili!
Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
Sana muhtacız...

Sana en fazla muhtacız...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/1/2009 - HERKEZİ İSRAİLİ BOYKOTA ÇAĞIRIYORUZ!!

Kategori: yazilar

NEDEN BOYKOT

Şimdi Boykot Zamanı…
Şimdi üzerimizdeki toprakları silkme zamanı…
Şimdi harcadığımız paranın nereye gittiğini düşünme zamanı…
Şimdi bisküvi, mama alırken harcadığımız paranın kimlerin kasasına para, kimlerin silahına mermi, kimlerin uçağına bomba olduğunu düşünme zamanı…
Sıradan gezilerde yaptığınız keyifli alışverişleriniz renkli coğrafyamızın sevimli minik yüreklerine korku salabilir. Gözünü kan bürümüş hayvandan aşağı mahlukların, masum insanların üzerine attıkları füzeler, Amerikan sermayesine bilmeden verdiğiniz destekle düşüyor olabilir. Neden olmasın…
Onlar bizi boykot ettiler.
Onlar Mekke’de sadece Müslüman oldukları için mü’minleri açlığa ve susuzluğa mahkum ve mecbur eden şiş göbekli kırmızı suratlı pis kafirlerin çağdaş torunlarıdır. 12 yıldır, Bağdat’ta ambargolara mahkum edilen miniklerin katilleridir onlar.
Bugün Haçlılar bir kez daha topraklarımızda. Mazlum ülkelerin halklarını Yeni Dünya Düzeniyle formatlamaya kalkanların tankları Bağdat yollarında. Büyük Şeytan havadan, Büyük Şeytan karadan saldırıyor. Bir savaş değildir bu. Mazlum ve müstez’af halkların köleleştirilmesi ve Müslüman Coğrafyanın dirilişinin önlenmesi için ahlaksız, acımasız küffarın vahşi senaryolarını yeniden oynamaya kalkmasıdır.
Kendimizi kandırmayalım bugün…
TV ekranlarında gözyaşı döküp, Amerikan İngiliz ve İsrail firmalarından ve onların işbirlikçilerinden alışveriş yapmayalım… Yahudiye ve Amerikaya silah satmaktır bu. Onlara verdiğin silahlar bugün de yarın da mümin yürekleri vurur. Bir gün sizi de annenizi de eşinizi de bacınızı da vurur.
BİZDEN SÖYLEMESİ….


www.israileboykot.com

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/12/2008 - YÜREK FETHİ


YÜREK FETHİ

Yürek , nükleer güç merkezidir.
Sevdigi zaman sevdigine cennet,sevmedigi zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse , kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kışa inat açan kardelenlerin verdigini unutmayacaksın...

Kim var diye sağa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüreginin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüregine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

MUSTAFA İSLAMOGLU..

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2008 - OKUL ÖNCESİ BİLMECELER

Kategori: yazilar










Çocukların yuvası,

Bilgi doludur arası. (Okul)

 

Kitaplardan bilgiyi öğrenir,

Sınıftaki çocuklara öğretir. ( Öğretmen)

 

Bir kapaklı,

Çok yapraklı,

İçinde bilgi saklı (Kitap)

 

Karnı şişik,

Kafaya yapışık  (Burun)

 

Benim iki pencerem var,

Etrafı etten duvar,

Hergün erkenden açarım,

Gece olunca kaparım. (gözler)

 

Etten kantar,

Altın tartar. (kulak)

 

Yarım kaşık,

Duvara yapışık.(kulak)

 

Ben giderim o gider,

İçimde tık tık eder. (kalp)

 

Hiç durmadan çalışır,

Durursa ortalık karışır. (Kalp)

 

İki kapağı açarım,

Lokmaları atarım,

Çiğner çiğner yutarım. (Ağız)

 

Altı mermer, üstü mermer,

İçinde bülbül öter. (ağız)

 

Tuğladan yapısı,

Çamdandır kapısı (ev)

 

Kat kat sefer tası,

İçinde insan sesi. (Apartman)

 

Minicik doğar,

Anne sütüyle doyar.(Bebek)

 

Çatıdan göğe bakar,

Etrafa duman saçar. (Baca)

Kirlenirsem sokakta,

Yıkanırım orada,

Mikroplardan hiç korkmam,

Bırakırım burada,

Suyla, sabun çok boldur,

Burada olmak ne hoştur. (Banyo)

 

Annem en çok zamanı,

Hep burada geçirir,

En lezzetli yemekleri,

Bizim için pişirir,

Haydi bilin bakalım,

Burası neresidir? (Mutfak)

 

Düşmanı kovdu,

Cumhuriyeti kurdu. (Atatürk)

 

Mavi göklerden indim,

Al atlaslar giyindim,

Küçük olsanız bile

Sizlerde var umudum. (Bayrak)

 

Erkekler gider,

Geceleri nöbet bekler. (Asker)

 

Depremde, yangında,

Hemen koşar yardıma,

İlaç, çadır, yemek verir,

Muhtaçları sevindirir. (Kızılay)

 

Deprem felaketinde,

Kızılay’ca kurulur,

Evsiz barksız insanlar,

Sokakta kalmaktan kurtulur. (Çadır)

 

Yeryüzünü sallarım,

Evleri de yıkarım,

Çok canları yakarım. (Deprem)

 

Üfleyerek şişirilir,

Patlatmak gerekir,

Ucuna ip bağlarsan,

Yanında gezdirilir. (Balon)

 

Herkes stada dizilir,

Özel giysiler giyilir,

Cumhurbaşkanımıza,

Geçerken selam verilir,

Coşkuyla geçer bugün,

Bir izleyin de görün. (Bayram töreni)

Kitap okumak istersen,

Oraya koşarsın sen,

Raflardan seçtiğini,

Bir incele istersen. (Kütüphane)

 

Atam orda yatıyor,

Meşaleler yanıyor,

Asker onu bekliyor. (Anıt-Kabir)

 

Renk renk paketlenir,

Çocukları sevindirir. (Şeker)

 

Bayram olur gelirler,

Bizi mutlu ederler. (Misafir)

 

Cici cici giyeriz,

Şeker ikram ederiz,

Elleri öperek,

Para biriktiririz. (Bayram)

 

Ben giderim o gider

Yanımda dum dum eder. (Davul)

 

Göz ile görülmez,

El ile tutulmaz,

Ondan uzak duranlar,

Sağlamdır hasta olmaz. (Mikrop)

 

Kola iğne yapılır,

Mikropları kaçırır. (Aşı)

 

Doktor yazar reçeteye,

İstersen git eczaneye,

İyileşmek istiyorsan,

Kullan onu sen özenle. (İlaç)

 

Güneş girmeyen eve,

O girer seve seve. (Doktor)

 

Suyu terli içersen,

İşte ondan olursun sen. (Hasta)

 

Kağıt üzerinde dans eder,

Silgi, hatalarını siler (kalem)

 

Kitabı, defteri koyarım,

Her gün okula taşınırım. (Çanta)

 

Pişirirsen aş olur,

Pişirmezsen kuş olur. (yumurta)

Kırıldığı zaman işe yarar. (yumurta)

 

Bilmece bildirmece,

Dil üstünde kaydırmaca. (dondurma)

 

Yemyeşil yaprakları var,

Yiyenleri güçlü yapar. (ıspanak)

 

Sarıdır zerdali değil,

Suludur şeftali değil (portakal)

 

Üstü yeşil düğmeli,

Dilim dilim dilmeli. (portakal)

 

Bilmece bildirmece,

El üstünde kaydırmaca. (sabun)

 

Dört köşedir, beş değil,

Başı sudan hoş değil. (sabun)

 

İnek verir bizlere,

Afiyet olsun sizlere. (Süt)

 

Koşu, jimnastik, basketbol,

Bunları yaparak,

Her zaman sağlıklı ol. (spor)

 

Sulu sulu pişirilir,

Sıcak sıcak içilir. (Çorba)

 

Çarşıdan alınmaz,

Mendile konulmaz,

Ondan tatlı,

Hiçbir şey olmaz (Uyku)

 

Şırıngayla vurulur,

Hastalıklardan korur. (Aşı)

 

Baldan tatlı, baltadan ağır,

Elde tutulmaz, çarşıda satılmaz,

Mendile konulmaz, tadına doyulmaz. (Uyku)

 

Biz biz biz idik,

Otuz iki kız idik,

Ezildik, büzüldük,

İki duvara dizildik. (Dişler)

 

 

 

Var varadan var getir,

Karlı dağdan kar getir,

Sağılmamış çiçekten

Çalkalanmış yağ getir. (bal)

 

Küp içinde beyaz uşak (peynir)

 

Hem ısıtır, hem yakarım,

Tüm canlılara bakarım. (güneş)

 

Yazın sönmez,

Kışın görülmez. (Güneş)

 

Her akşam yatar,

Her sabah kalkar,

Hiç uyumayan nedir? (güneş)

 

Bıldırcın budunu kaşır,

Bulduğunu bana taşır. (Kaşık)

 

Fırında pişer,

Mideye düşer. (ekmek)

 

Tıkır tıkır sayılır,

Deste deste yapılır,

Bankalarda saklanır,

Her şey onunla alınır. (Para)

 

Ağaç üstünde,

Kilitli sandık. (Ceviz)

 

Biriktirir, parayı içinde,

Lazım olur, gerektiğinde. (Kumbara)

 

Paraları veririz,

Yolda rahat gezeriz,

Eğer lazım olursa,

Gider oradan çekeriz. (Banka)

 

Düğmesine basılır,

Her tarafı aydınlatır,

İş bitince kapatmazsan,

Faturanı çok kabartır. (Elektrik)

 

Musluklardan akar,

Her yere temizlik katar.

Açık unutursan

Evini basar. (su)

 

 

Benim bir ağacım var,

Her gün bir yaprak döker. (Takvim)

 

İki arkadaş,

Birbirini kovalar. (Gece-Gündüz)

 

Bir salkım üzümüm var,

Yarısı beyaz, yarısı kara. (gece – gündüz)

 

O gelince coşarız,

Hediyeler sunarız,

Bol bol eğlenip,

Bir gün tatil yaparız. (Yeni yıl)

 

Herkes yatar, uyur,

O, uyanık oturur. (Saat)

 

Gökte gördüm bir köprü,

Rengi var yedi türlü. (Gökkuşağı)

 

Mavi bir çarşafım var,

Bütün dünyayı kaplar. (gökyüzü)

 

Çocuklar okula başladı,

Yapraklar da sarardı,

Göçmen kuşlar,

Sıcak ülkelere ulaştı. (Sonbahar)

 

Her şey taze canlıdır,

Güneş daha sıcaktır,

Hayvanlar yavrulamıştır,

Baharın ilk adıdır. (İlkbahar)

 

Güneş etrafı yakar,

Çocuklar şapka takar,

İnsanlar terleyince,

Kendini denize atar. (Yaz)

 

Benim ak saçlı ninem var,

Gece – gündüz yufka açar. (Deniz)

 

Dalgası köpük yapar,

İçinde balık yaşar. (deniz)

 

Kartopunu yuvarladım,

Kocaman gövde yaptım,

Burnuna havuç, gözüne kömür taktım. (Kardan adam)

 

 

Ben giderim, o gider,

Üstümde gölge eder. (Şemsiye)

 

Kışın yanar,

Yazın söner. (Soba)

 

Ağzı var odun yutuyor,

Bacası duman tütüyor,

Yazın pek aranmaz ama,

Kışın cana can katar. (Soba)

 

Aşağı çevirince dolar,

Yukarı çevirince boşalır. (Şapka)

 

Ne canı var ne kanı,

Beş tanedir parmağı. (Eldiven)

 

Gözlerime takarım,

Etrafıma bakarım. (Gözlük)

 

Bulutlardan süzülür,

İnci gibi dizilir,

Çamur olur ezilir,

Bilin bakalım bu nedir. (Yağmur)

 

Kırmızı giysileri,

Beyaz sakalları var,

Hediyeleri vererek,

Yeni yılları kutlar. (Noel baba)

 

Diken diken olurum,

Yaz-kış yeşil kalırım,

Çevre güzelliğine,

Çok katkılar sağlarım. (Çam ağacı)

 

Akşam olur eğlence başlar,

Gece yarısı olunca herkes birbirini kutlar. (Yeni yıl)

 

Akşam olur eğlence başlar,

Gece yarısı herkes birbirini kutlar. (Yeni yıl)

 

Şekere benzer tadı yok,

Gökte uçar kanadı yok. (Kar)

 

Bir çarşafım var,

Her yeri örtemez. (Kar)

 

 

Elsiz ayaksız,

Kapıyı açar. (Rüzgar)

 

Çarşıdan aldım kapkara,

Eve getirdim kıpkırmızı (kömür)

 

Tatil olur verilir,

Çalışkanlar sevinir. (Karne)

 

İçine giysi koyarız,

Sonra tatile çıkarız. (Bavul)

 

Dört ayağı var, yürüyemez. (masa)

 

Bir ağacı oymuşlar,

İçine dünyayı koymuşlar. (radyo – televizyon)

 

Alınca elimize,

“Alo” deriz ilk önce. (Telefon)

 

Sabah erkenden çıkarlar,

Haberleri yayarlar,

Onu alır okursun,

Sen haberdar olursun. (Gazete)

 

Ne ağzı var ne dili,

Konuşur insan gibi. (Mektup)

 

Uzun uzun yollardan,

Bir acayip kuş gelir.

Ne güzel dili var,

Ne söylerse hoş gelir. (Mektup)

 

Mektubu yazarım,

Onun içine koyarım.

Yalayıp kapatırım,

Üstüne pul yapıştırırım. (Zarf)

 

Yürüyerek dolaşır,

Her eve mektup taşır. (Postacı)

 

Dumanı tüter,

Paraların boşa gider.

Onu içersen eğer,

Ciğerini zedeler. (Sigara)

 

Şişeyle girer eve,

Sarhoş eder birdenbire (İçki)

 

Ne yaptığını bilemez,

Güzel araba süremez,

Öyle garip yürürler,

Evine bile giremez. (Sarhoş)

 

Mis gibi bakar,

Etrafa güzellik saçar. (Çiçek)

 

Beyaz beyaz olurlar,

Gökyüzünde dururlar. (Bulut)

 

Uçar dağ gezer,

Uçar bağ gezer,

Uçar iliksiz,

Uçar kemiksiz. (

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

doğruluk yaptığını Allah için yapmaktır,halk için yapmak ise riyadır. (ebül-hasen harekani
Esma-ul Husna
sitene ekle

Kategoriler

  • dostlar
  • dua
  • hadisler
  • makale
  • muzik
  • resimlerim
  • siir
  • yazilar
  • Arkadaşlarım

    hacegan
    menzil
    minanem
    menzilingulu
    sultanresimleri
    orgucusultan
    shakirtx
    laziomeri

    Myspace Graphics
    Myspace Layouts
    *byAlecia*