yazilar - EDEPLE GELEN HÜRMETLE GİDER. - Blogcu



EDEPLE GELEN HÜRMETLE GİDER.

4/1/2009 - HERKEZİ İSRAİLİ BOYKOTA ÇAĞIRIYORUZ!!

Kategori: yazilar

NEDEN BOYKOT

Şimdi Boykot Zamanı…
Şimdi üzerimizdeki toprakları silkme zamanı…
Şimdi harcadığımız paranın nereye gittiğini düşünme zamanı…
Şimdi bisküvi, mama alırken harcadığımız paranın kimlerin kasasına para, kimlerin silahına mermi, kimlerin uçağına bomba olduğunu düşünme zamanı…
Sıradan gezilerde yaptığınız keyifli alışverişleriniz renkli coğrafyamızın sevimli minik yüreklerine korku salabilir. Gözünü kan bürümüş hayvandan aşağı mahlukların, masum insanların üzerine attıkları füzeler, Amerikan sermayesine bilmeden verdiğiniz destekle düşüyor olabilir. Neden olmasın…
Onlar bizi boykot ettiler.
Onlar Mekke’de sadece Müslüman oldukları için mü’minleri açlığa ve susuzluğa mahkum ve mecbur eden şiş göbekli kırmızı suratlı pis kafirlerin çağdaş torunlarıdır. 12 yıldır, Bağdat’ta ambargolara mahkum edilen miniklerin katilleridir onlar.
Bugün Haçlılar bir kez daha topraklarımızda. Mazlum ülkelerin halklarını Yeni Dünya Düzeniyle formatlamaya kalkanların tankları Bağdat yollarında. Büyük Şeytan havadan, Büyük Şeytan karadan saldırıyor. Bir savaş değildir bu. Mazlum ve müstez’af halkların köleleştirilmesi ve Müslüman Coğrafyanın dirilişinin önlenmesi için ahlaksız, acımasız küffarın vahşi senaryolarını yeniden oynamaya kalkmasıdır.
Kendimizi kandırmayalım bugün…
TV ekranlarında gözyaşı döküp, Amerikan İngiliz ve İsrail firmalarından ve onların işbirlikçilerinden alışveriş yapmayalım… Yahudiye ve Amerikaya silah satmaktır bu. Onlara verdiğin silahlar bugün de yarın da mümin yürekleri vurur. Bir gün sizi de annenizi de eşinizi de bacınızı da vurur.
BİZDEN SÖYLEMESİ….


www.israileboykot.com

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2008 - OKUL ÖNCESİ BİLMECELER

Kategori: yazilar










Çocukların yuvası,

Bilgi doludur arası. (Okul)

 

Kitaplardan bilgiyi öğrenir,

Sınıftaki çocuklara öğretir. ( Öğretmen)

 

Bir kapaklı,

Çok yapraklı,

İçinde bilgi saklı (Kitap)

 

Karnı şişik,

Kafaya yapışık  (Burun)

 

Benim iki pencerem var,

Etrafı etten duvar,

Hergün erkenden açarım,

Gece olunca kaparım. (gözler)

 

Etten kantar,

Altın tartar. (kulak)

 

Yarım kaşık,

Duvara yapışık.(kulak)

 

Ben giderim o gider,

İçimde tık tık eder. (kalp)

 

Hiç durmadan çalışır,

Durursa ortalık karışır. (Kalp)

 

İki kapağı açarım,

Lokmaları atarım,

Çiğner çiğner yutarım. (Ağız)

 

Altı mermer, üstü mermer,

İçinde bülbül öter. (ağız)

 

Tuğladan yapısı,

Çamdandır kapısı (ev)

 

Kat kat sefer tası,

İçinde insan sesi. (Apartman)

 

Minicik doğar,

Anne sütüyle doyar.(Bebek)

 

Çatıdan göğe bakar,

Etrafa duman saçar. (Baca)

Kirlenirsem sokakta,

Yıkanırım orada,

Mikroplardan hiç korkmam,

Bırakırım burada,

Suyla, sabun çok boldur,

Burada olmak ne hoştur. (Banyo)

 

Annem en çok zamanı,

Hep burada geçirir,

En lezzetli yemekleri,

Bizim için pişirir,

Haydi bilin bakalım,

Burası neresidir? (Mutfak)

 

Düşmanı kovdu,

Cumhuriyeti kurdu. (Atatürk)

 

Mavi göklerden indim,

Al atlaslar giyindim,

Küçük olsanız bile

Sizlerde var umudum. (Bayrak)

 

Erkekler gider,

Geceleri nöbet bekler. (Asker)

 

Depremde, yangında,

Hemen koşar yardıma,

İlaç, çadır, yemek verir,

Muhtaçları sevindirir. (Kızılay)

 

Deprem felaketinde,

Kızılay’ca kurulur,

Evsiz barksız insanlar,

Sokakta kalmaktan kurtulur. (Çadır)

 

Yeryüzünü sallarım,

Evleri de yıkarım,

Çok canları yakarım. (Deprem)

 

Üfleyerek şişirilir,

Patlatmak gerekir,

Ucuna ip bağlarsan,

Yanında gezdirilir. (Balon)

 

Herkes stada dizilir,

Özel giysiler giyilir,

Cumhurbaşkanımıza,

Geçerken selam verilir,

Coşkuyla geçer bugün,

Bir izleyin de görün. (Bayram töreni)

Kitap okumak istersen,

Oraya koşarsın sen,

Raflardan seçtiğini,

Bir incele istersen. (Kütüphane)

 

Atam orda yatıyor,

Meşaleler yanıyor,

Asker onu bekliyor. (Anıt-Kabir)

 

Renk renk paketlenir,

Çocukları sevindirir. (Şeker)

 

Bayram olur gelirler,

Bizi mutlu ederler. (Misafir)

 

Cici cici giyeriz,

Şeker ikram ederiz,

Elleri öperek,

Para biriktiririz. (Bayram)

 

Ben giderim o gider

Yanımda dum dum eder. (Davul)

 

Göz ile görülmez,

El ile tutulmaz,

Ondan uzak duranlar,

Sağlamdır hasta olmaz. (Mikrop)

 

Kola iğne yapılır,

Mikropları kaçırır. (Aşı)

 

Doktor yazar reçeteye,

İstersen git eczaneye,

İyileşmek istiyorsan,

Kullan onu sen özenle. (İlaç)

 

Güneş girmeyen eve,

O girer seve seve. (Doktor)

 

Suyu terli içersen,

İşte ondan olursun sen. (Hasta)

 

Kağıt üzerinde dans eder,

Silgi, hatalarını siler (kalem)

 

Kitabı, defteri koyarım,

Her gün okula taşınırım. (Çanta)

 

Pişirirsen aş olur,

Pişirmezsen kuş olur. (yumurta)

Kırıldığı zaman işe yarar. (yumurta)

 

Bilmece bildirmece,

Dil üstünde kaydırmaca. (dondurma)

 

Yemyeşil yaprakları var,

Yiyenleri güçlü yapar. (ıspanak)

 

Sarıdır zerdali değil,

Suludur şeftali değil (portakal)

 

Üstü yeşil düğmeli,

Dilim dilim dilmeli. (portakal)

 

Bilmece bildirmece,

El üstünde kaydırmaca. (sabun)

 

Dört köşedir, beş değil,

Başı sudan hoş değil. (sabun)

 

İnek verir bizlere,

Afiyet olsun sizlere. (Süt)

 

Koşu, jimnastik, basketbol,

Bunları yaparak,

Her zaman sağlıklı ol. (spor)

 

Sulu sulu pişirilir,

Sıcak sıcak içilir. (Çorba)

 

Çarşıdan alınmaz,

Mendile konulmaz,

Ondan tatlı,

Hiçbir şey olmaz (Uyku)

 

Şırıngayla vurulur,

Hastalıklardan korur. (Aşı)

 

Baldan tatlı, baltadan ağır,

Elde tutulmaz, çarşıda satılmaz,

Mendile konulmaz, tadına doyulmaz. (Uyku)

 

Biz biz biz idik,

Otuz iki kız idik,

Ezildik, büzüldük,

İki duvara dizildik. (Dişler)

 

 

 

Var varadan var getir,

Karlı dağdan kar getir,

Sağılmamış çiçekten

Çalkalanmış yağ getir. (bal)

 

Küp içinde beyaz uşak (peynir)

 

Hem ısıtır, hem yakarım,

Tüm canlılara bakarım. (güneş)

 

Yazın sönmez,

Kışın görülmez. (Güneş)

 

Her akşam yatar,

Her sabah kalkar,

Hiç uyumayan nedir? (güneş)

 

Bıldırcın budunu kaşır,

Bulduğunu bana taşır. (Kaşık)

 

Fırında pişer,

Mideye düşer. (ekmek)

 

Tıkır tıkır sayılır,

Deste deste yapılır,

Bankalarda saklanır,

Her şey onunla alınır. (Para)

 

Ağaç üstünde,

Kilitli sandık. (Ceviz)

 

Biriktirir, parayı içinde,

Lazım olur, gerektiğinde. (Kumbara)

 

Paraları veririz,

Yolda rahat gezeriz,

Eğer lazım olursa,

Gider oradan çekeriz. (Banka)

 

Düğmesine basılır,

Her tarafı aydınlatır,

İş bitince kapatmazsan,

Faturanı çok kabartır. (Elektrik)

 

Musluklardan akar,

Her yere temizlik katar.

Açık unutursan

Evini basar. (su)

 

 

Benim bir ağacım var,

Her gün bir yaprak döker. (Takvim)

 

İki arkadaş,

Birbirini kovalar. (Gece-Gündüz)

 

Bir salkım üzümüm var,

Yarısı beyaz, yarısı kara. (gece – gündüz)

 

O gelince coşarız,

Hediyeler sunarız,

Bol bol eğlenip,

Bir gün tatil yaparız. (Yeni yıl)

 

Herkes yatar, uyur,

O, uyanık oturur. (Saat)

 

Gökte gördüm bir köprü,

Rengi var yedi türlü. (Gökkuşağı)

 

Mavi bir çarşafım var,

Bütün dünyayı kaplar. (gökyüzü)

 

Çocuklar okula başladı,

Yapraklar da sarardı,

Göçmen kuşlar,

Sıcak ülkelere ulaştı. (Sonbahar)

 

Her şey taze canlıdır,

Güneş daha sıcaktır,

Hayvanlar yavrulamıştır,

Baharın ilk adıdır. (İlkbahar)

 

Güneş etrafı yakar,

Çocuklar şapka takar,

İnsanlar terleyince,

Kendini denize atar. (Yaz)

 

Benim ak saçlı ninem var,

Gece – gündüz yufka açar. (Deniz)

 

Dalgası köpük yapar,

İçinde balık yaşar. (deniz)

 

Kartopunu yuvarladım,

Kocaman gövde yaptım,

Burnuna havuç, gözüne kömür taktım. (Kardan adam)

 

 

Ben giderim, o gider,

Üstümde gölge eder. (Şemsiye)

 

Kışın yanar,

Yazın söner. (Soba)

 

Ağzı var odun yutuyor,

Bacası duman tütüyor,

Yazın pek aranmaz ama,

Kışın cana can katar. (Soba)

 

Aşağı çevirince dolar,

Yukarı çevirince boşalır. (Şapka)

 

Ne canı var ne kanı,

Beş tanedir parmağı. (Eldiven)

 

Gözlerime takarım,

Etrafıma bakarım. (Gözlük)

 

Bulutlardan süzülür,

İnci gibi dizilir,

Çamur olur ezilir,

Bilin bakalım bu nedir. (Yağmur)

 

Kırmızı giysileri,

Beyaz sakalları var,

Hediyeleri vererek,

Yeni yılları kutlar. (Noel baba)

 

Diken diken olurum,

Yaz-kış yeşil kalırım,

Çevre güzelliğine,

Çok katkılar sağlarım. (Çam ağacı)

 

Akşam olur eğlence başlar,

Gece yarısı olunca herkes birbirini kutlar. (Yeni yıl)

 

Akşam olur eğlence başlar,

Gece yarısı herkes birbirini kutlar. (Yeni yıl)

 

Şekere benzer tadı yok,

Gökte uçar kanadı yok. (Kar)

 

Bir çarşafım var,

Her yeri örtemez. (Kar)

 

 

Elsiz ayaksız,

Kapıyı açar. (Rüzgar)

 

Çarşıdan aldım kapkara,

Eve getirdim kıpkırmızı (kömür)

 

Tatil olur verilir,

Çalışkanlar sevinir. (Karne)

 

İçine giysi koyarız,

Sonra tatile çıkarız. (Bavul)

 

Dört ayağı var, yürüyemez. (masa)

 

Bir ağacı oymuşlar,

İçine dünyayı koymuşlar. (radyo – televizyon)

 

Alınca elimize,

“Alo” deriz ilk önce. (Telefon)

 

Sabah erkenden çıkarlar,

Haberleri yayarlar,

Onu alır okursun,

Sen haberdar olursun. (Gazete)

 

Ne ağzı var ne dili,

Konuşur insan gibi. (Mektup)

 

Uzun uzun yollardan,

Bir acayip kuş gelir.

Ne güzel dili var,

Ne söylerse hoş gelir. (Mektup)

 

Mektubu yazarım,

Onun içine koyarım.

Yalayıp kapatırım,

Üstüne pul yapıştırırım. (Zarf)

 

Yürüyerek dolaşır,

Her eve mektup taşır. (Postacı)

 

Dumanı tüter,

Paraların boşa gider.

Onu içersen eğer,

Ciğerini zedeler. (Sigara)

 

Şişeyle girer eve,

Sarhoş eder birdenbire (İçki)

 

Ne yaptığını bilemez,

Güzel araba süremez,

Öyle garip yürürler,

Evine bile giremez. (Sarhoş)

 

Mis gibi bakar,

Etrafa güzellik saçar. (Çiçek)

 

Beyaz beyaz olurlar,

Gökyüzünde dururlar. (Bulut)

 

Uçar dağ gezer,

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2008 - 3 amerikan aseri

Kategori: yazilar

Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.

Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve 'Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? '
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
'Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!

papağan dile gelir
-Amin evlatlarım.....)))

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/3/2008 - PEYGAMBER GELSE

Kategori: yazilar

EĞER

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı...
Biliyorum ama
Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,
Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,
Ve inandırmaya çalışacağınızı,
Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;
Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.
Fakat söyleyin bana,
Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,
Onu kapıda mı karşılayacaksınız?
Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,
Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp
Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?
Peki hala Amerikan filmlerini seyredecek misiniz televizyonda?
Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,
O size kızmadan önce?
Kimbilir? belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,
Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...
Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa,
Kitaplarınızın raflarında tozlanmış,
Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?
Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?
Yoksa teleşla ne yapayım diyerek, Sağa sola mı koşturacaksınız?
Merak ediyorum:
Eğer Peygamber Efendimiz,
Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptığınız şeyleri?
Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?
Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,
Yine zor mu bulacaksınız?
Hiç yüzünüzü asmadan,Oflayıp puflamadan,
Her vakit namazınızı kılacak mısınız?
Ya sabah namazı için,
Sıcacık yatağınızından,Erkanden fırlayacak mısınız?
Peki ya yine mırıldanacak mısınız,
Her zaman söylediğiniz şarkıları?
Ve okuyacak mısınız, Her zaman okuduğunuz kitapları?
Peki bilmesine izin verecek misiniz,
Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?
Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?
Şöyle diyelim ya da:
Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?
Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?
Tanıştırmaktan onurduyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?
Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,
Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?
Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,
Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte...
Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, Ziyareti bitip gittiğinde?
Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?
Bilmek ve düşünmek,
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse
Yapacağımız şeyleri...
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı ...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

doğruluk yaptığını Allah için yapmaktır,halk için yapmak ise riyadır. (ebül-hasen harekani )
Esma-ul Husna
sitene ekle

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
orgucusultan
sultanresimleri
laziomeri
minanem
shakirtx

Myspace Graphics
Myspace Layouts
*byAlecia*